2 Kasım 2009 Pazartesi

Şüpheli Balık Ölümlerine Jandarmadan Soruşturma - Bursa



Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesindeki Susurluk çayında şüpheli balık ölümlerine jandarma ekipleri inceleme başlattı.

BURSA (İHA) - Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesindeki Susurluk çayında şüpheli balık ölümlerine jandarma ekipleri inceleme başlattı.

Edinilen bilgiye göre, Mustafakemalpaşa ilçesi sınırlarından geçen Susurluk Çayında toplu balık ölümlerinin olduğu ihbarını alan Bursa İl Jandarma Komutanlığı Doğal Hayatı Koruma Takımı ve Çevre Koruma Timi gerekli araştırmayı başlattı. Ölü balıklar ve dere suyundan numune alan ekipler, incelemenin yapılması için İlçe Tarım Müdürlüğü ekiplerine teslim etti.

Labratuvarda yapılacak gerekli incelemenin ardından neticelerin açıklanacağı öğrenildi.

Karasularımızdaki Zehirli Balıklar..














Üzgün balıkları genelde derin sularda yaşarlar ve zehir etkileri diğerlerine göre çok azdır. Bu nedenle yüzücüler ve dalgıçlar için bir tehlike oluşturmazlar. Denizlerimizde 4 türü vardır. Boyları 5 - 50 cm arasında değişir.




Zehirli balıklar; birçok şekilde sınıflandırılabilir. Bunlardan biri de zehiri kullanım şekline göre aktif ve pasif zehirli balıklar şeklindeki sınıflandırma.

Dünya denizlerinde yaşayan balık türlerinin 225 tanesinin aktif zehirli olduğu tahmin ediliyor. Türkiye denizlerindeyse yaklaşık 450 balık türünden yalnızca 26'sının aktif zehirli olduğu bildirilmiş durumda.

Aktif zehirli balıklar; genellikle diken gibi bir zehirleme aygıtına sahipler. Zehir dikenine, genellikle yavaş yüzen, dibe bağımlı yaşayan türlerde rastlanır. Dibe bağımsız yaşayan türlerdeyse bu tip uyumlar kuyruk bölgesinde bulunup, çok ender olarak gözlenir. Ayrıca tropik ve ılıman bölgeleri, zehirli balıklar açısından karşılaştırmak gerekirse: tropik bölgelerde ılıman denizlere göre daha fazla zehirli tür bulunduğu biliniyor. Ülkemiz sahillerinde bilinen en zehirli balıklarsa trakonyalardır. Bu familyadan varsam balığı (Echiichthys vipera) gerek zehirinin şiddeti, gerekse plajlara yakın bulunması bakımından en tehlikeli balık olarak kaydedilmiş durumda.

Pasif zehirli balıklarsa, balığın yenmesiyle pasif olarak toksik etki yaratan grubu oluşturuyor. Zehirlerini etlerinde, kanlarında, deri ve yumurtalarında bulunduruyorlar. Bu tip balıkların ürettikleri zehirler insan için tehlikeli, hatta öldürücü düzeye varabiliyor. Ancak bazı türler, derileri yüzülerek yenildiklerinde ya da haşlandıklarında zehir etkilerini kaybediyorlar.



Zehirli Balıkların Yol Açtığı Zehirlenmeler

Tedavi Yöntemleri: Zehirli balık çarpmalarında tedavi acıyı hafifletme, zehirin etkisini önleme ve enfeksiyona karşı önlem alma yönünde gerçekleştirilmeli ve tedaviye zaman geçirmeden derhal başlanmalıdır.

1. Yarada gözle görülebilen herhangi bir diken, deri parçası veya yabancı bir cisim varsa yara temizlenmelidir.

2. Yarayı temizlemek amacıyla temiz içme suyu tercih edilmelidir, yoksa deniz suyu kullanılabilir.

3. Yaralanan bölge dayanılabilecek en sıcak suda 30-90 dakika bekletilmelidir. Acının devam etmesi durumunda sıcak su tedavisi tekrarlanmalıdır.

4. Kanama yoksa, yaranın üzeri kesinlikle kapatılmamalı; kanama varsa hemen durdurulmalıdır.

5. Yarada enfeksiyon belirtileri varsa bir tıp doktoru gözetiminde tedaviye başlanmalıdır.


İğneli Vatoz ,Trakonya, İskorpit gibi, zehir aygıtları sivri ve küçük olan balıkların çarpması sonucu oluşan yara çoğunlukla küçük çaplı, nokta şeklindedir. Zehiri uzaklaştırmak amacıyla yarayı kanatmak oldukça güçtür. Bu durumda yara steril bir kesici aletle genişletilmeli ve mümkün olduğunca kanatılmalıdır.

Yarayı hemen tuzlu soğuk suyla yıkayarak zehirden arınması sağlanmalıdır. Soğuk, damarları büzerek zehirin yayılmasını önlediği gibi hafif bir anestezik etki de yapar. Turnike uygulamak da zehirin kan yoluyla vücuda dağılmasına engel olacağından yararlı olacaktır. Fakat kan dolaşımına tamamen engel olmamak için turnikenin beş dakikada bir gevşetilmesi gerektiği unutulmamalıdır.

Korunma Yolları: Trakonya, Üzgün, Rina ve Tiryaki gibi balıklar çoğunlukla kum ya da çamura tamamen gömülü olarak yatarlar.

Bu tip balıkların yayılım gösterdiği plajlarda dolaşan insanlar için en büyük tehlike, balıkların üzerine basmaktır. Bu nedenle plajlarda yürürken ayağı zeminde sürümek balıkların ürküp kaçmasını sağlayacak ve tehlikeyi kısmen uzaklaştıracaktır.

Bu tip balıkların çok yaygın olduğu plajlardaysa elde taşınacak bir sopa yardımıyla zemini yoklamak, balıkları ürküterek kaçıracaktır. Zehirli balıkların oluşturduğu bir diğer tehlike de, bu balıkların orta veya ağlarla yakalanması sırasında ortaya çıkar.

Balık sudan dışarıya çıkarılırken, korunma içgüdüsüyle dikenlerini, solungaç kapaklarını açar. Bu yüzden zehirlenmeler genellikle dikkatsizce elleme nedeniyle balık ağdan ya da oltadan çıkarılırken ortaya çıkar.

Balıklar sınıfı genel olarak kıkırdaklı ve kemikli balıklar olarak iki alt sınıfa ayrılır.

Kıkırdaklı ve kemikli balıklar arasındaki en büyük farklardan biri de; kemikli balıkların çoğunda bulunan ve balığın su içinde hareket etmeden dengede kalmasını sağlayan yüzme kesesidir. Kıkırdaklı balıklarda yüzme kesesi yoktur. Bu nedenle orta suda hareket etmeyen bir kıkırdaklı balık, ağır bir kütle gibi aşağıya doğru batar. Yani kıkırdaklı balıklar hareket etmek zorundadırlar. Bu nedenle dibe bağımlı olarak yaşamlarını sürdürürler.

İğneli vatoz, Rina balıkları, Folya ya da Çuçuna balıkları, inek burunlu vatoz ve kazıkkuyruk, ülkemizin zehirli kıkırdaklı balıklarıdır. Bu balıklar 30 cm'den 400 cm'ye kadar değişen vücut çaplarına sahiptirler. Yaşam alanları dibi kumlu, çamurlu, yani yumuşak zemini olan sığ sahillerden, derinliği 200 metreye kadar olan alanlara kadar değişir. Aşağıdaki bu balıklara ait resimler, bu balıkları tanımak açısından incelemeye değerdir.










Zehirleme aygıtı vücutla kuyruğun birleştiği bölgede bulunur. Zehirlenme, genellikle bu hayvanın üzerine yanlışlıkla basılması sonucu meydana gelir. Özellikle yazın dibi kumlu yerlerde denize girenler bu tür bir tehlikeyle karşı karşıya kalabilirler.

Üzgün balıkları, iskorpitler, Sokar balıkları, Tiryaki balıkları ve trakonya balıklarıysa ülkemizin zehirli kemikli balıklarıdır.




Hayvanlar da Depresyona Girer mi?

İyi bakım sonucu yaşam süreleri uzayan evcil hayvanlarda, kanser, kalp-böbrek yetmezliği, obezite ve şeker gibi hastalıklar ile psikolojik sorunların arttığı bildirildi.

İyi bakım sonucu yaşam süreleri uzayan evcil hayvanlarda, kanser, kalp-böbrek yetmezliği, obezite ve şeker gibi hastalıklar ile psikolojik sorunların arttığı bildirildi.

Uludağ Üniversitesi (UÜ) Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Hayvan Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Sezgin Şentürk, insanlarda görülen hastalıkların birçoğunun hayvanlarda da görüldüğünü, ancak bu durumun çok bilinmediğini belirtti.

Şentürk, özellikle hayvanların iyi bakılmaları sonucu yaşam sürelerinin uzamasıyla birlikte organ hastalıklarının görülme sıklığının arttığına dikkati çekerek, "Hayvanların yaşam sürelerinin uzamasıyla birlikte kanser olgularında büyük artış var. Karaciğer, akciğer, meme ve kemik kanserlerini sık sık görüyoruz. Son yıllarda özellikle av köpeklerinde burun kanserlerine rastlıyoruz" dedi.

-KEDİLERDE OBEZİTE VE ŞEKER YAYGIN-

Şentürk, bunların dışında kedilerde böbrek yetmezliği, köpeklerde ise kalp yetmezliklerinin çok sık görüldüğünü kaydederek, şu bilgileri verdi: "Hayvanlarda da bu tür hastalıkların görülebildiği çok bilinmiyor.

Hastalıklar insanlara özgüymüş gibi algılanıyor. Ancak 3 aşağı 5 yukarı insanlarda görülen hastalıkların hepsi hayvanlarda da görülebiliyor. Çünkü aynı organlara sahibiz. Hayvanlarda da bu hastalıkların olduğunu öğrenen hayvanseverler bile şaşırıyorlar. Ama kalbi olan bir yaratığın, tabii ki kalp rahatsızlıkları olacaktır. Böbreği olan canlının tabii ki bu tarz sorunları olacaktır. Kedilerde ayrıca şeker hastalığı çok yaygın. Çünkü dengesiz bir beslenme alışkanlıkları var. Obezite kedilerde son yıllarda artıyor ve bununla ilgili şeker hastalıklarında artış yaşanıyor. 10 yıl önce gördüğümüz enfeksiyon hastalıklarının yerini geriatrik (yaşlı) dönem hastalıkları aldı." Bu hastalıkların artmasında, bilinçsiz ilaç kullanımının da çok etkili olduğunu vurgulayan Şentürk, hayvanseverlerin köpeklerini veya kedilerini sağlıklı olsalar bile, 3-6 ayda bir rutin kontrollere götürmelerini tavsiye ettiklerini, özellikle 5 yaşından büyük hayvanlara ayrıntılı muayene yaptırılması gerektiğini söyledi.

-KEDİ VE KÖPEKLERDE ANKSİYETE-

Şentürk, son yıllarda insanlarda nasıl psikolojik sorunlar artıyorsa kedi ve köpeklerde de çok fazla psikolojik sorunlar görmeye başladıklarına dikkati çekerek, şöyle dedi: "Özellikle evde bakılan kedi ve köpeklerde, anksiyete denilen davranış bozukluklarının bir türü olan ayrılık kaygısı, depresyon, agresiflik gibi şikayetler çok bariz bir şekilde artmaya başladı. Bunun için biz hastanemizde davranış bozukluğu ünitesi açtık. Uzman bir arkadaşımız burada hizmet veriyor."

29 Ekim 2009 Perşembe

Video izle, Divx izle, Film izle, Online Film izle, Dizi izle, Online Dizi izle, Turk Filmleri, indirmeden izle, videosu, Youtube Video izle, Diziizle

Video izle, Divx izle, Film izle, Online Film izle, Dizi izle, Online Dizi izle, Turk Filmleri, indirmeden izle, videosu, Youtube Video izle, Diziizle, Turk Yesilcam Filmleri,Video izle, Film izle, video seyret, izlesene.com videolari, youtube.com, komik, amatör, araba, şaka, nostalji, müzik, reklam, tv, spor, dini islami videolari,video izle, dizi izle, full dizi, online izle, online dizi seyret, türk dizileri, dizi sezonları, dizisi yeni bölüm, yabancı dizi izle, türk filmleri, canlı dizi izle, dizi indir, indirmeden dizi seyret, dizi ara, son diziler, diziizle, youtube, video, dizisi müziği, izlesene, izle, videolar, video izle, film izle, dizi izle, videosu izle
Dizi izle,Film izle

Video izle,Belgesel İzle

Sikiş

Video izle, Divx izle, Film izle, Online Film izle, Dizi izle, Online Dizi izle, Turk Filmleri, indirmeden izle, videosu, Youtube Video izle, Diziizle

Video izle, Divx izle, Film izle, Online Film izle, Dizi izle, Online Dizi izle, Turk Filmleri, indirmeden izle, videosu, Youtube Video izle, Diziizle, Turk Yesilcam Filmleri,Video izle, Film izle, video seyret, izlesene.com videolari, youtube.com, komik, amatör, araba, şaka, nostalji, müzik, reklam, tv, spor, dini islami videolari,video izle, dizi izle, full dizi, online izle, online dizi seyret, türk dizileri, dizi sezonları, dizisi yeni bölüm, yabancı dizi izle, türk filmleri, canlı dizi izle, dizi indir, indirmeden dizi seyret, dizi ara, son diziler, diziizle, youtube, video, dizisi müziği, izlesene, izle, videolar, video izle, film izle, dizi izle, videosu izle
Dizi izle,Film izle

Video izle,Belgesel İzle

Sikiş

27 Ekim 2009 Salı

Türkiye'deki Kuş Türleri

KÜÇÜK KARABATAK (phalacrocorax pygmeus)
Çevresi sulak alanları tercih ederler. Ilıman iklimlerde yaşar. Tatlı ve tuzlu ve acı sularda da yaşar. Kışı genellikle kıyısal Lagünler, deltalar ve Ormanlardaki nehirlerde geçirirler. Çiftleşme kışlama bölgelerinde olur. Çoğunlukla diğer türlerle karışık olarak koloniler halinde kuluçkaya yatarlar. Mart sonu ile temmuz başında ürerler. Yuvalar, yoğun ağaçlık ve çalılıklarda ve su yüzeyinden 1-15 m. Yükseklikte olur. Bazen ormanlıklarda 2-2,5 m. Yükseklikte olur. Eski yuvaları yeniden onarılarak kullanırlar .

Türkiye' deki kuluçka popilasyonu 1500 cift olarak tahmin edilmektedir. (DHKD) Türkiye' deki kuluçka alanları Uluabat Gölü (max 300 cilt) Ereğli sazlıkları (max 600 cilt) Sultan sazlığı (Kayseri) (max 200 cilt) Kuş Gölü (150 cilt), ayrıca Akşehir ve Eber Gölleri, Hotamış sazlığı (Konya) ve çaldıran sazlığı (Van) diğer üreme alanlarıdır. Kışlama alanları, Meriç Deltası (Edirne) (max 1450), Uluabat Gölü (max 1078), Gediz Deltası (max 1000), B, Menderes Deltası (max 350), diğer kışlama alanları, Marmara Gölü, Işıklı Gölü, Eğridir Gölü, Göksu Deltası

TEPELİ PELİKAN ( Pelicanus crispus)
Geniş iç sularda, göllerda,büyük bataklıklarda ve lagünlerde bulunur. Tatlısularda yaşamasına rağmen, azda olsa tuzlu ve acı sularda da görülür. Genellikle yoğun balık popülasyonuna sahip sulak alanları tercih ederler. Üreme kolonileri göllerde, deltalarda ve nehir ağızlarında yer almaktadır.Üremeye gelenler Şubat ayında üreme yerlerinde görülürler. Yumurtlama 10 gün sonra olur. 4 yumurta yumurtlarlar. Kuluçka müddeti 31-32 gündür. Yavrular 11-12 haftada tüylenirler. Üreme alanlarının sonbaharda terkederler. Temel kışlama yerleri Akdeniz'in kıyı alanları deltaları ve Hazar Denizidir. Kışlama bölgesi oldukça dardır.

Türkiye'deki Durumları :
Üreme alanları, Menderes Deltası ( max 42 Çift ), Kuş gölü ( max 35 Çift ), gediz Deltası ( max 35 Çift ), Aktaş Gölü ( Ardahan ) ( Max 50 çift ), Kızılırmak deltası ( Max 6 Çift), Kışlama alanları Menderes Deltası ( Max 434 ), Gediz Deltası ( Max 341), Meriç Deltası ( Max 290), Uluabat Gölü ( Max 136 ), Kuş Gölü ( Max 117 ), Göksu Deltası ( Max 56)

KÜÇÜK SAKARCA KAZI ( Anser erythropus)
İskandinavya ve Rusya'nın kuzeyindeki tunduralarda kuluçkaya yatar. Otoburdur Göl ve nehir kenarlarındaki sazlıklarda beslenirler- daha çok tuzlu bataklıkları tercih ederler. Kışın genel olarak, yarıkurak bölgelerde bulunurlar. Step alanları bulamadığı zaman diğer habitatları kullanırlar. Türkiye' deki durumu : Kışı ağır geçen yıllarda batı Anadolu' da Trakya' da ve doğu Anadolu' da seyrek olarak görülürler.

SİBİRYA KAZI ( Branta ruficollis )
Göç sırasında Step alanları kullanmasına rağmen, Batı Karadeniz kıyılarındaki beslenme habitatları, çayırlar ve tarımsal arazilerdir. Bu tür su ihtiyacını ve gidermek ve gece konaklamak için güvenli sulak alanlara uçabilirler. Üreme alanları çoğunlukla tunduralardır. 5-6 çiftten oluşan koloniler halinde yuvalanırlar. Yumurta adedi 3-10 arasında değişir. Kuluçka süresi 25 gündür.

Türkiye' deki Durumu :
Türkiye bu türü göç zamanı görülebildiği5 ülkeden biridir. Kışın , çok az sayıda Kayseri' deki sulak alanlarda görülür. Doğu Anadolu' da Erçek gölü (Van ) da 1982 yılında bu tür iki çift üredi daha sonraki yıllarda ürediğine dair bir bilgiye rastlanmadı.

YAZ ÖRDEĞİ (Marmorentta angustrious )
Genellikle yoğun bitki örtüsüne sahip tatlı sığ gölleri tercih ederler. Fakat azda olsa tuzlu/acı sulu bölgelerde bulunduğuna dair bilgiler mevcuttur üreme için sürekli sulak alanları tercih eder ve yuvasını su üzerindeki saz ve bitki adacıklarında yapar. Nisan' dan hazirana kadar 4-14 yumurta yumurtlarlar kuluçka süresi 25-27 gündür. Yüzücü ördekler olmasına rağmen, iyi dalarlar bu şekilde beslenirler.Daha çok omurgasız ve bitki karışımı ile beslenirler.

Türkiye'deki Durumu :
Türkiye Yaz Ördeğinin dağılım gösterdiği en önemli ülkelerden biridir. Türkiye' deki üreme popülasyonu 150-250 arasında Göksu Deltası 50 çift, Seyhan, Ceyhan Deltası 35 Çift, Hatamış Sazlığı ( Konya ) 20 çift' dir. Diğer kuluçka alanları Sutan sazlığı, Kulu Gölü, Ereğli sazlıkları, Bendima Deltası ve Çelebibağ ( Van ) Sazlığıdır.

DİKKUYRUK ÖRDEK ( Oxyura Leucocephala )
Kapalı havza hidrolosisine sahip yarı geçici veya devamlı tuzlu, acı ve tatlı gölleri tercih ederler. Kışlama alanları olarak genellikle geniş, derin ve az bitki örtüsüne sahip küçük alanları veya daha büyük sulak alan sistemleri çevrilmiş alanları tercih ederler. Yuvalarını küçük yüzen adacıklarda sık kamışlıklar ve su bitkileri arasın da yaparlar Çok eşlidir üreme zamanı Nisan Temmuzun ilk yarısına kadar değişmektedir. Oldukça iri yumurta sayısı 4-9 arasıdır. Kuluçka süresi 22-24 oranındadır. Larvalar omurgasızlar ve su bitkileri ile beslenirler.

Dikkuyruğun Türkiye' deki durumu : Türkiye Dikkuyruklar için en önemli Ülkelerden biridir. Dağılım gösterdiği Ülkeler içinde en fazla kışlama populasyonuna sahiptir. Dikkuyrukların dünyada' ki en önemli kışlama alanı Burdur Gölüdür. Bazı yıllar toplam nüfusu % 50 den fazlası Burdur Gölünde kışlar. Göldeki en büyük sayı 10927 (DHKD) şimdilerde bu rakam iyice düşmüştür. Burdur Gölünün dışında Kuş Gölünde (Max 34) Marmara Gölü (Max 20) Karataş Gölü (Max 128) Yarışlı Gölünde (Max 82) İrfanlı Barajı (Max 122) kışladığı görülmüştür. Üreme dönemi öncesinde Ereğli sığlıkları (Max 508) Hotamış sazlığı (Max 354) Kulu Gölü (Max 319) üreme dönemi sonunda Arin (Sodalı Göl) (Max 750) gözlenmiştir. Göç esnasında Kızılırmak Deltasında (Max 1246) görülmüştür. Kuluçka Alanları : Ereğli sazlıkları (Max 50 çift), hotamış sazlığı (Max 50 çift), Kulu gölü (Max 30 Çift), Arin (Sodalı Göl) (Max 30 çift), Sultan sazlığı (Max 20 Çift), Uyuz gölü (Max 10 ift), Kazanlı Göl (Max 10 Çift), Kars Çalı kuyucak Gölleri (Max 12 Çift), Van Sarısu ve Nurşun Gölleri (Max 6 Çift).

KARA AKBABA(Aegypius Monachus)
Dağlarda yüksek yerlerdeki step kenarlarında yaşarlar. Üremek için hafif eğimli ormanlık ve açık vadilere ayrıca çam türlerinin bulunduğu sup-alpin ( 2000 metre' ye kadar ) ihtiyaç gösterir. Step bölgelerinde beslenirler. Seyrek koloniler veya tek başına ürer. Ağaçların üzerine yumurtalarını bırakabildiği geniş yuvalar yaparlar. İlk üreme yaşı 5-6' dır. Yumurtlama genellikle Şubat ayının başında başlayıp Nisan sonunda biter. Yumurtaya 50-54 gün kuluçkaya yatar. Yavrular genellikle 100-105 gün yuvada kalır.

Türkiye' deki Durumu :
Eskişehir- Kütahya arasındaki Türkmen Baba dağı (10 çift), Kızılcahamam Soğuksu Milli Parkı (6 çift), Bolu Kavalı Dağı (5 çift), Eskişehir Hamam Dağında (5 çift), Denizli Akdağda (3 çift), Murat Dağında (2 çift), Doğu Karadeniz Dağlarında ( 10 çift ) .

ŞAH KARTAL (Aquila heliaca)
Şah Kartal temelde alçak arazilerde yaşamasına rağmen fakat daha yükseklere itilmektedir. Orta ve Doğu Avrupa' da üreme habitatları ormanlık dağlardan, tepelerden ve nehir boylarından yüksekliği 1000 metreye varan arazilerden ayrıca steplerden, açık arazilerden ve tarımsal alanlardan oluşur. Kışlamak için sulak alanları tercih eder, görülsede, göç sırasında pek çok çeşit habitat kullanır- şah kartal yuvalarını genellikle yaşlı ve yüksek ağaçların tepelerine kurarlar. Kuluçka müddeti Mart veya Nisan başında tamamlanır, 2-3 yumurta yumurtlar. Kuluçka müddeti 6 haftadır. Temel besinler tavşan, sicap, gelengi ve fare gibi küçük memeliler oluşturur, ayrıca su yılanları, susemenderleri, kurbağalar ve kertenkelelerle beslenir.

Türkiye'deki Durumları :
Ankara Beynam Ormanlarında 2 çift, Meriç Deltalarında (Edirne) 1 çift, Ilgaz Dağlarında, Yozgat çamlığında, Eskişehir Türkmen Babadağında ürediği sanılmaktadır. Azalmaların nedenleri arasında besinini oluştarn memelilerin yaşam ortamlarının tahribi, ormancılık faaliyetleri, habitat tahribi, özellikle büyük ve yaşlı ağaçların kesilmesi, avcılık ve yasa dışı ticaret sayılabilir.

KÜÇÜK KERKENEZ ( Falco naumanni )
Tüm yıl boyunca sürü halinde yaşayan küçük Kerkenezler, eski evlerin çatı ve duvarlarında ağaç kovuklarında ve kayalıklarda bulunur. Genellikle açık ve kısa bitki örtüsüne sahip ılık ve sıcak bölgeleri tercih ederler. Yuvalarını genellikle insan yerleşim yerlerinde yolanlarında yaparlar. Büyük koloniler halinde yuvalanmalarına rağmen, türün azalmasıyla birlikte 10 çiftte daha az koloniler görülmeye başlamıştır. Saf koloniler halinde kuluçkaya yatmasına rağmen, küçük kargalar ve diğer kerkenez türüyle birlikte üreme kolonileri oluşturmaktadır.

Başlıca yiyecekleri çekirge, çalı çekirgesi, arazi çekirgesi gibi omurgasızlar oluşturur. Türkiye' deki popülasyonu 3-5 bin olduğu sanılıyor. Tuz Gölü, Balıkdamı ( Eskişehir ) Ereğli sazlıkları civarındaki köylerde ürediği bilinir.

BILDIRCIN KILAVUZU (Crex Crex)
Nemli gübrelenmemiş toprakların seyrek otlu ve düzenli olarak kesilen çayırlar ile ekili alanları tercih eder. Ayrıca sulak alanlar ve sazlıkların kenar bölgeleri, kuru yeşil alanlar tür için önemlidir. Genellikle açık veya yarı açık arazilerde ürerler. Kendilerini temel olarak uzun çimenlerle kaplı çayırlarla saklarlar. Üreme sırasındaki dağılımı ve yoğunluğu bahar aylarındaki uygun bitki örtüsünün bulunduğu ölü kök ve yapraklardan yaparlar . Üreme sezonundaki beslenmelerinin büyük bir kısmını bitkilerin üzerindeki ve topraktaki omurgasızlar oluşturur sonbahar ve kışın genel olarak tohumla beslenirler. Ülkemiz' de yaz göçmeni ve geçit kuşu olarak gözükür. 7-9 bazen 12 yumurta yumurtlar. Kuluçka süresi 3 haftadır. Marmara' nın Güneyi İç Ege ve orta Anadolu' da yaz göçmeni, diğer bölgelerde geçit zamanı görülür. Türkiye' deki üreme bölgelerinde kapsamlı bir araştırmaya ihtiyaç vardır. Türkiye' de 10 çift görülmüştür. ( Bird in Europe sayfa 228 )

TOY (otis tarda)
Avrupa'nın orta ve Güney kesimlerinden orta Asya ve Mançurya' ya kadar geniş bir alanda yayılış gösterir. Geniş açık ve genellikle düz olan kuru tarım alanlarını, çayırları ve bozkırlarla tercih eder. Yuvalarını ekin tarlaları içine veya yüksek otlar arasına yaparlar. Yuva alanları dişi tarafından seçilir.

Toy Genellikle 2 yumurta yumurtlar kuluçka süresi 28-30 gündür. Üreme döneminde çok hassastır. Tedirgin edildiğinde yuvayı terk eder. Yavrular ilk ayda böceklerle beslenir, yetişkinler böcek ve bitkileri yerler, populasyonun çoğu yerlidir. Ağır kış şartlarında uzun mesafeli yer değiştirirler.

Türkiye' deki durumu :
Önemli meme elamanlar, Kütahya' da Altınbaş ovası 1996 da 51, Eskişehir Aliken platosunda 20 çift Van Gölünün Kuzeybatısında 200 Muş Bulamak ovasında incelenmektedir.

İnce Gagalı Kervan Çulluğu (Numenius tenuirostris)
Batı Sibirya'daki Güney Talge bölgesi ile Orman steplerinde yapılan incelemelerde küçük ağaçlık alanlar, sığ sular, küçük çayırlar ve küçük bitkisiz alanlar yaşama alanlarıdır. Göç ve kışlama esnasında ve kışlama bölgelerinde ise tuzlu bataklıklar, stepler, acı lagünler ve balık havuzları gibi oldukça geniş yayılım gösteren habitatlar kullanırlar.

Göç esnasında Türkiye üzerinden geçerek kışı Kuzey Afrika ve Batı Akdeniz Ülkelerinde geçirir. Ülkemizde 1946-1990 yılları arasında 29 kayıt tespit edilmiş 29 kayıt mevcuttur. Türkiye' deki potansiyel alanlar; Tuz Gçlü Göksu Deltası, Seyfe Gölü, Burdur Gölü ve Çamaltı Tuzlası son olarak Kızılırmak Deltası olarak tahmin edilmektedir.

ADA MARTISI (Larus ovdoinii)
Koloniler halnide kayalık uçurumlarda ve kıyıdan uzak adalarda görülürler. Yüksekliği deniz düzeyinde yakın yerlerden 1000 m' ye kadar; kayalık alanlarda %85 çalılıklarla kaplı alanlara; tamamen düz alanlardan 90 derece dik yamaçlara kadar değişik habitatları kullanırlar. Birkaç çiftten binlerce çifte kadar değişen kolonilerle ürerler, üreme alanlarında orta düzeydeki bitki örtüsünü tercih ederler. Bu yavruları sıcaktan ve yırtıcılardan korur.

Yumurtlama dönemi Nisan'ın ikinci yarısından Mayıs başına kadar sürer. Temmuzun ilk iki haftasında yavrular yumurtadan çıkar. Genellikle 2-3 yumurta yumurtlar. Kuluçka süresi 4 haftadır.

Balıklar, küçük memeliler, eklembacaklılar, kuşlar ve bitkilerle beslenir. Tüm Akdeniz' de 15 bin çift olduğu sanılıyor. Türkiye' nin Akdeniz kıyılarında 30-50 çift olduğu tahmin ediliyor. Mersin-Silifke arasında 30 çift kaydedilmiştir.

SARI KAMIŞÇIN (Acrocephalus paludicola)
Üreme sezonu boyunca su seviyesi 1cm-10cm arasında olan alçak arazilerdeki geniş sazlıklarda bulunur. Üremek için nehir vadilerindeki bataklık çayırları tercih ettikleri bilinmektedir. Göç boyunca Sarı Kamışçın, bataklıklardaki kısa otlara ve açık sulardaki sazlıklara ihtiyaç gösterir.

Üreme sistemlerinden çok eşli ve karışık üreme sistemlerinin birleştirmişlerdir. Yavrulama periyodu 15-16 gündür. Üreme başarısı oldukça yüksektir. %83. üreme kayıplarına küçük memeliler sebep olur. Türkiye' de nadiren Marmara Bölgesi, Batı Akdeniz ve Kuzeydoğu Anadolu' da yaz göçmenidir.

Ülkemizde Nesli tehlikede olan Kuş türleri

Kelaynak (Geronticus eremita)
Türkiye' de sadece Urfa' nın Birecik ilçesinde koloni halinde yaşamaktadır. Fas' ta yaşamaktadır. Ülkemizde nesli tükenmekte olan yaban hayvanlarının başında Kelaynak kuşları gelmektedir. Bu nedenle ülkemiz faunası için özel bir yeri olan ve kamuoyunca yakından takip edilen Kelaynakların Koruması ve üretilmesi çabaları önem kazanmıştır.

1958-60 yıllarında Kelaynak populasyonuna en büyük darbe vurulmuştur. Suriye ve Irak' tan yaklaşan çöl çekirgelerine karşı tüm Güneydoğu Anadolu' da uçakla ilaçlamada (DDT) kullanılmıştır. Bir zamanlar büyük topluluk oluşturulmuş, hep birlikte uçup gök yüzüne havalandıklarında "Güneşi örtecek kadar kalabalık" olduklarını hatırlatan insanların bu gün bile mevcut olduğunu söylüyorlar. Bazı yabancı kuş gözlemciler 20.YY başlarında bu civarda binden fazla kelaynak yuvası olduğunu kaydetmişlerdir. Bu durumda Kelaynakların o zamanki nüfusunun beşbini aştığı söyleniyor.

Kullanılan (DDT) ile ilaçlama neticesinde 700 çiftten fazla Kelaynak ölmüştür. Yıldan yıla sayıları gittikçe azalmıştır. Bunun üzerine 1967 den itibaren 3167 sayılı Karaavcılığı Kanunun verdiği yetkiye dayanarak Merkez Av Komisyonu kararı ile Kelaynaklar bütün yıl koruma türler arasına alınmıştır. Ancak koruma altına alınanlarıda azalmalarını önleyememiştir. Şehir içindeki Koloninin yuvalandıkları kayalıkların ön tarafında 3-4 katlı yapıların çoğalması sonucu kolonideki bireyler bu olaydan etkilenmişlerdir.

1978 yılında Milli Parklar ve Av-Yaban Hayatı Gn. Müdürlüğünce şehrin 1 km. kuzeyinde seçilen bir yerde kelaynakların voli yerde üretilerek doğadaki populasyonun takviye edilmesi amacıyla, Kelaynak üretme istasyonu kurulmuştur.

Üretme istasyonunda üretilen kelaynaklar markalanarak doğaya salınmış salınan kelaynaklardan bir kısmı göçten dönenlerle eşleşip yavru çıkarmışsa' da en önemli sorun bir kısmının göç etmeyerek Birecik' te kalmaları olmuştur. Bu durum göç etme gibi kuşların olağan davranışlarını göstermemesine hemde kış şartlarında Birecik' te kalan bireylerin zayiatlarına yolaçmıştır.

Birecik Halkı kelaynakların baharın müjdecisi kutsal hayvanlar olarak değerlenmekte ve kelaynakların gelişi nedeniyle festivaller düzenlenmekteydi, ancak bütün çabalar kelaynakların azalmasının ve her yıl göç edenlerden daha az sayıda kuşun Birecik' te dönmesinin önüne geçememiş ve ne yazıkki 1991 yılında Yurdumuza bir kelaynak gelmemiştir.

Bu kuşlar koloniler halinde kaya teraslarına yuvalanan bu kuşlar genellikle 2-4 yumurta yumurtlarlar kuluçka süresi 27-28 gündür.

Kelaynaklar çekirge, kın kavatlı böcekler yılan, kertenkele, danaburunları vb. ile beslenirler.

SAZ HORUZU (Parphyro porphyro)
Bazı yerlerde Sultan Tavuğu ve Gök Saz Horozu adlarıyla da anılan saz horozu ülkemizde sadece Göksu Deltası (Silifke) de bulunurken, Kızılırmak Deltasında da görülmeye başlandı.

Bu kuş ülkemizde yerlidir. Göç etmez, her ne kadar Kızılırmak Deltasına Hazar Denizinin güneyinden geldiği söylense de ,kanaatimize göre Kızılırmak Deltasında üredi ve mevcudu çoğalınca görülmeye başlandı.

Bu kuş ülkemizde nesli tehlikededir. Göksu Deltasında 300 çift, Kızılırmak Deltasında 20 çift görüldüğü tespit edildi..

Saz Horozu sık sazlı kamışlı göllerde , bataklıklarda, sazlarla kaplı geniş kanallarda ve göletlerde yaşar ve buralarda yuvalanır. Yuvayı erkekle beraber yaparlar. Dişi 3-5 yumurta yumurtlar, kuluçkaya nöbetleşerek yatarlar. Kuluçka müddeti 28 gündür. Yumurtadan çıkan yavruları ebeveyn büyütür. Yavrular 35-45 gün sonra uçarlar.

Çeşitli su bitkilerinin körpe kısımları tohumlar, su böcekleri, larvalar, kurbağalar vb. beslenirler.