19 Kasım 2009 Perşembe

kangal köpekleri




IRK ÖZELLİKLERİ

Öncelikle burada karıştırılan bazı kavramları açıklamak gerekmektedir. Çünkü tür, ve ırk kavramları, sık sık birbirleri ile karıştırılmaktadır.
Tür: Kalıtsal yapıda var olan, çevre şartları ne olursa olsun, değişmeden gözüken bir takım özellikler ve nişaneler ile birbirlerine benzeyen ve kendi aralarında çiftleştiklerinde döl veren hayvan topluluklarına tür denir. Bu anlamı ile mesela köpek bir türdür, kedi ayrı bir türdür. Bunlar birbirleri ile çiftleşemezler ve döl veremezler.
Irk: Aynı türe giren hayvanlar içinde, aynı çevre şartları altında, kalıtsal bazı karakterler bakımından birbirine daha çok benzeyen hayvanların oluşturdukları guruplara ırk denir. Aynı ırka mensup hayvanların dölleri, anne babalarına benzemelidir.
Köpek bir türdür. Kangal Köpeği ise, köpek türü içinde, bir ırktır. Afgan tazısı ayrı bir ırktır. Kangal köpeklerinin çiftleşmesinden, her zaman Kangal yavruları çıkar. Afgan tazısının çiftleşmesinde ise, her zaman Afgan tazısı çıkar.
Bir Kangal ile bir Afgan tazısının çiftleşmesinden ise değişik bir yavru çıkar. Bu yavrular Kangal'a da benzeyebilir, Afgan tazısı'na da. Ama burada çıkan yavrular, tam manası ile anne ve babalarına benzemedikleri için, bu yavrular yeni bir ırk sayılmazlar. Yapılan işleme "Melezleme", bu yavrulara da "Melez" denir,. Anne ve baba, kendilerine benzer yavrular meydana getirememişlerdir, çünkü kendileri farklı özellik taşımaktadırlar.
Saf kangalların kulakları, kafatasına yapışıktır. Yani kafatasına bitişik durur. Eğer bir kangalın kulakları kafasına yapışık değilse, biz o zaman rahatlıkla, bu hayvan saf değil, melez diyebiliriz.

Ana Irk Vasıfları

Kangal Köpeği'nin dış görünüşünün nasıl olması gerektiği her zaman büyük tartışma konusu olmuştur. Ama maalesef bu konuda; bilenlerden ziyade, bilmeyip de, kendisinin herkesten çok bildiğini sananların sesi daha fazla çıkmıştır. Bir itin saf olup, olmadığının doğruya en yakın tespiti, ancak gen teknolojisi ile olur. Mesela bu konuda kullanılacak olan bir yöntem, "Mikrosatelit Yöntemi"dir. Mikrosatelit; bilgi değeri gayet yüksek, hızlı ve ucuz bir genetik işaretleme tekniğidir.
Eğer böyle yöntemler mümkün değilse, ırk vasıflarına bakmak gerekir. Saf Kangal Köpeği'nde, "Olmazsa, olmaz" diyebileceğimiz ana ırk vasıfları şunlardır:
1-Aslan şekline benzeyen vücut ve özellikle kafa yapısı,
2-Ağız, burun, kulak ve göz çevresinde siyah maskeyle beraber boz post rengi,
3-Kafatasına yapışık kulaklar,
4-Yukarı öne doğru kıvrık kuyruk,
Bu 4 ırk vasfı, bir sacayağına benzer. Bir sacayağının, ayaklarından birisi eksik olursa, dengesi bozulur. Bir Kangal Köpeği'nde de bu 4 vasıftan biri olmazsa, o köpeğin saflığından söz edilemez.
Diğer tali ırk vasıfları ise şunlardır:
1-Ön göğüste beyaz madalyon,
2-Kuyruk ucunda beyaz leke,
3-Yüzde ve bazen kuyrukta, birkaç uzun, sert kıllı siyah ben,
4-Ayaklarda, dizden aşağı kesimlerde beyazlık,
5-Damakta siyah leke,
6-Arka ayaklarda ilave "Pençe" veya "Kurtçul tırnak" denen, tırnak,
7-Ön ve arka bacakların iç tarafa doğru kavisli olması.
8-Ayaklarda, parmak aralarında perde.
Dikkat edilirse, bu 8 maddenin ilk 5'i vücut rengi ile alakalıdır. Bu 8 özellikten birinin, bir kaçının veya hepsinin birden olmaması, o köpeğin saf olmadığına delalet etmez. Olması, olmamasından daha iyidir ve makbuldür.
Bazı yetiştiriciler ve kitaplar, burun ucunda ve alt çene ucunda, Kangal yöresinde "çakal" denen beyaz lekenin makbul olduğunu söylerler. Bu şu yönüyle yanlıştır. Ağız ve burunda siyah maske, zaten vazgeçilmez bir ırk özelliğidir. Bunun homojen rengini bozan beyaz bir leke nasıl makbul olabilir? Bu çakal lekesi, hayvanın Akbaş veya Karayaka ile melez olduğuna delalet eder.

Post Rengi

Kangal yetiştiriciliğinde, üzerinde en çok tartışılan bir konudur. Kangal Köpeği'nde renk bozdur. Fakat bu boz renk varyasyon (çeşitlilik) gösterir. Kirli beyazdan, krem, sarı, boz, toprak rengi ve kızıl kahve rengine kadar, bütün ara tonlar görülebilir.
Saf Boz Kangal Köpeği'nde beyaz ve siyah ile siyahın tonları görülmez. Eğer beyaz görülürse, o köpeğin genetik yapısında Akbaş kanı, siyahın tonları görülürse, Karayaka kanı var demektir. Mesela sığırlarda olduğu gibi, Kangal Köpeği'nde, köy yerlerinde sadece renk baz alınarak saf yetiştirme yapılmadığından, renk bu denli çeşitlidir. Köy yerlerinde renge pek dikkat edilmez. Önemli olan köpeğin keskinliği, sadakati ve sürüyü veya evi ve ahalisini korumasıdır.
Köy içinde Akbaş ile Boz Kangal veya, Boz Kangal ile Karayaka veya, Karayaka ile Akbaş serbestçe çiftleşebilmektedir. Kaldı ki bir çok yetiştirici, bu tip Kangal melezlerinin daha iyi vasıflı köpek oldukları konusunda hem fikirdirler. Bunu genetik olarak "Heterozislik" yani "Üstün Dominanslık" ile açıklamak mümkündür.
Herhangi bir köpek ırklarını tanıtan kitaba göz atıldığında, bir çok ırkın özellikleri açıklanır. Köpek ırklarının "rengi" kısmına bakıldığında, şu ibare rahatlıkla görülebilir: "Her rengi mevcuttur". Bu yüzden, Kangal Köpeği'nde post renginin üstüne fazlaca düşmemek gerekir. Boz Kangal, Akbaş veya Karayaka. Nihayetinde bunların üçü de ayrı birer mücevherdir.
Pekala, Boz Kangal içinde, rengin kirli beyazdan, sarı, boz, toprağa kadar, bütün ara tonlarının görülmesine ne demelidir? Boz Kangal veya Karayaka fark etmez, rengin bu denli çeşitli olmasında bazı faktörlerin rolü vardır:
1-Şu anda, Kangal Köpeği'nde post rengi için, ana lokuslarda kaç tane allel olduğu ve bu alleller arasında, eklemeli, dominans ve epistasi bakımından ilişkiler bilinmemektedir. Ayrıca, bir çok hayvanda post rengini belirleyen genleri, diğer değiştirici (modifiye edici) etkiye sahip bazı genler etkilemektedir. Bu tip değiştirici (modifiye) etkiye sahip genler, hayvan topluluğu (populasyon) içinde çeşitliliğe (varyasyona) sebep olurlar.
Konuya yabancı olanlar için biraz karışık olan bu meseleye bir misal verilebilir. Mesela sığırlarda da kıl rengi çok çeşitlidir. Sığırlarda kıl örtüsünün rengini ve desenini, en azından 9 adet ana lokusun etkilediği düşünülmektedir. Bunlardan 4 tanesinin her biri, en azından 3 adet allele sahiptir. Birde bunun üstüne, değiştirici (modifiye) etkiye sahip genlerin devreye girdiğini düşünürsek, sığırlarda yüzlerce çeşit renk tonunun olacağı açıktır. Gerçekten de durum böyledir ve sığırlarda yüzlerce çeşit renk ve renk tonu vardır. İşte Kangal Köpeği ve diğer köpek ırklarında da buna benzer bir durum mevcuttur.
Alman Çoban Köpeği, kısa tüylü ve kahve-siyah renklidir. Ama nadir olsa da, bazen uzun tüylü ve bembeyaz renkli Alman Çoban Köpeği yavruları doğabilmektedir. Boxer ırkında da, aynı şekilde arada sırada beyaz yavrular çıkar. Bunlar hiç istenmezler ve ırkı bozmasın diye hemen imha edilirler. Çünkü her ırkta da beyaz renk resesiftir. Yapılacak seleksiyon çalışmaları ile beyaz rengin oranı düşürülebilir. Ama populasyondan asla elemine edilemezler. Çünkü sürekli heterozigot durumda kendini gizleyerek, gelecek nesillere taşınacaktır.
2-Allel olan genler arasında; Dominant, Entermediyer, Pleitropism, Penetrance (Geçiş kabiliyeti) ve Expressivity (Görüntü derecesi) gibi bir çok etki söz konusudur.
3-Allel olmayan genler arasında ise; Komşu genler (Pozisyon etkisi), Tek cinsiyette etkili olan genler, Etkileri cinsiyetle değişen genler, Önleyici gen etkisi, Tamamlayıcı gen etkisi, Epistatik etki, Çift genler ve Değiştirici etki (Modifiye etkisi) gibi bir çok gen etkisinden söz edilir.
Kangal Köpeği post rengi için, yukarıda sayılan bu etkilerden bir veya bir kaçı rol oynuyor olabilir. Bu konuları açıklaması, konuya yabancı olanlara sıkıcı geleceğinden, bu kadarla yetinilecektir. Belki talep olursa, ileride Kangal Köpeği ile ilgili yazacağım değir kitaplarda, daha detaylı anlatabilirim.

Akbaş Ayrı Bir Irk mıdır?

Bir önceki bölümde, "Kangal Köpeği kurttan mı türedi?" bölümünde, Savolainen ve arkadaşlarının, "Batı Asya köpeklerinin orijini hakkında genetik bir delil" isminde ki araştırması zikredilmişti. Aynı araştırmada; Türkiye'den 24 köpek yer almıştır. Bunların 11'i Akbaş, 10'u Kangal (Boz) ve 2'si Anadolu Çoban Köpeği ve 1'i de Sokak köpeğidir.
Araştırma sonuçlarına göre, Akbaş'larda %91 oranında A ve %9 oranında B tipi bulunmuştur. Halbuki Kangal'larda %30 A, %10 B, %40 C ve %20 D tipi elde edilmiştir. Bu araştırmaya göre, D tipi sadece İskandinavya'da mevcuttur.
Günümüzde bir çok bilim adamı, Finlandiya'yı oluşturan Finlilerin Türk kökenli olduğunu iddia etmektedir. Öyleyse; Orta Asya'dan yapılan Kavimler Göçü esnasında, bir gurup Türk Anadolu'ya, diğer bir gurup Türk Finlandiya'ya, köpekleri ile yerleşmiş olmalıdır. Aksi takdirde Kangal ve Finlandiya Köpeği akraba olmazdı. Bu akrabalık, Finliler ile Türk'lerin akraba olduğu tezini de güçlendirmektedir.
Akbaş'ların ayrı bir ırk olabileceğine dair 2. bir sonuç ise ODTÜ Biyoloji Bölümü'nden Evren Koban ve arkadaşlarının, 2003 yılında sonuçlandırılan bir araştırmasıdır. Bu araştırmada, Konya Selçuk Üniversitesi'nde yetiştirilen 23 Kangal, 6 Akbaş, 3 Türk Tazısı ile Konya Belediyesi Köpek Bakımevi'nden temin edilen 51 adet sokak köpeği kullanılmıştır.
Moleküler işaretlerden, "mikrosatelitler"e dayanarak yapılan analiz sonuçları, Faktöriyel Geçiş Analizi Yöntemi'ne göre gruplandırılmıştır. Sonuçlar çok ilginçtir ve Savolainen'in araştırma sonuçlarını destekler mahiyettedir. Buna göre 6 adet Akbaş ile, 23 adet Kangal, genetik yapı olarak tamamen ayrı bölgelerde gruplanmışlardır. Yani Akbaş ve Kangal'ın genetik soy ağacındaki yerleri birbirine çok yakındır. Ancak her ikisi de ayrı genetik yapılara sahiptirler ve ayrı ırklardır.
Evet, Akbaş ayrı bir ırktır. Karayaka'da ayrı bir ırktır. Eğer bu tür bir çalışma yapılırsa, Karayaka'nın da genetik olarak ayrı bir ırk olduğu görülecektir. Fakat bunların hepsi aynı Kangal soyundan türemiştir ve yakın akrabadırlar.

VÜCUT YAPISI

Genel Görünüş

Genel olarak vücut erkek aslana benzer şekildedir. Yelesiz bir erkek aslana. Vücudun oranları arasında bir harmoni, göze hoş gelirlik gözükür. Typus respiraturius denen, solunum tipinde, koşmaya uygun bir vücut yapısı vardır. Yapılan bazı ölçümlere göre, 50-55 km sürat yapmıştır. Sağlam, adaleli yapı hemen göze çarpar. Kemik ve kas yapısı güçlüdür. Asla şişman değildir. Sırım gibi tabir edilebilir bir vücuda sahiptir. Yani bir Japon sumo güreşçisi gibi iri ve yağlı değil, başa güreşen, Türk yağlı güreş pehlivanı gibidir.

Gövde

Gövdeye yandan bakıldığında, ön parçası, arka parçaya nazaran daha yüksektir. Yani cidago dediğimiz omuz yüksekliği, sağrı yüksekliğinden daha fazladır. Göğüs kafesi geniş, bel daha incedir. Göğüs adaleli ve güçlüdür.

Baş

Kafası iridir ve bu onu heybetli gösterir. Alın geniş ve yüksekçedir. Burun ucu hafif küttür.
Ağız yapısı sağlam, çeneleri çok güçlüdür. Bir sığır iskeleti verildiği zaman, o iskelet üzerinde kıramayacağı kemik yoktur. Bunu, dünyada başka bir evcil köpek yapamaz. Üst dudağı, alt dudağının üzerine sarkık durur. Alt dudağı da sarkıktır ve çenenin yan tarafındaki dişleri görünebilir.
Kafa iri olduğundan, gözleri, kafaya nispeten küçük görünür. Gözleri altın sarısından, kahve rengine kadar bütün ara tonlardır. Bakışları canlı ve mahzun görünüşlüdür.
Kulakları gözler ile burun ucu arasındaki mesafe kadar olup, yüzle uyumludur. Şekli, üçgen şeklindedir, ama alt ucu yuvarlaktır. Sarkık ve kafatasına yapışık durur. Yavru iken, oran olarak daha küçüktür ve düzdür. Ergin hayvanlarda daha büyük ve pencere perdesi gibi, aşağıya doğru hafif dalgalı ve kıvrıktır.

Boyun

Boyun kısa, kalın ve sağlam yapılıdır. Adaleli ve güçlüdür. Boyun uzunluğu yaklaşık olarak kafa genişliği kadardır.

Bacaklar

Kalın yapılıdır. Patiler iridir. Omuzlar sağlam ve adalelidir. Bilekler kuvvetli ve uzundur. Arka ayaklar, ön ayaklara nazaran, yere daha fazla yatık gözükür. Ön bacaklar daha düz, arka bacaklar biraz daha "S" harfi görünüşlüdür.
Ön ve arka ayaklarda 4 parmak bulunur. Ön ayakta, arka, iç tarafta, işlevi olmayan 5. tırnak bulunur. Bu tırnak bazı kangallarda, arka ayakta da olabilir. Arka ayaktaki bu ilave tırnak tek olabildiği gibi, bazen 2 veya nadiren de olsa, 3 tane de görülebilir.
Ön ayakta, dizin biraz alt, arkasına düşen yerde, tırnaksız, parmaksı, ilave bir yastık vardır. Parmak üstleri bombelidir. Tırnakların rengi siyah, beyaz veya karışık olabilir.

Kuyruk

Kuyruk kalın, uzun ve kuvvetlidir. Baş hariç tutulduğunda, "Sal" denilen gövde uzunluğunun yaklaşık 3/2'si kadar, kuyruk uzunluğu vardır. Kuyruk, rahat pozisyonda iken sarkık durur. Bunun dışındaki, yürüme, koşma ve uyarılmış durumlarda, ip sarmalı gibi, öne kıvrıktır.

Post

Kangal Köpeği'nin çok kalın bir deri yapısı vardır. Ayrıca postu iki katmandır. Postun alt tabakası, kısa ama sıkı tüylerle kaplıdır. Üstte ise seyrek ama, uzun ve kalın kıllı bir post tabakası vardır. Bu özellik, ite iyi bir sıcak ve soğuk izolasyonu sağlar. Kangal Köpeği, soğuğa çok iyi dayanır ama sıcağa, özellikle nemli sıcağa fazla dayanamaz.

Ağırlık ve Vücut Ölçüleri

Bir çok literatür, Kangal Köpeği'nin; Senbernar ve Mastiff ırkı ağır cüsseli köpekler kadar veya ondan ağır olduğunu belirtmektedir. Senbernar 60-100 kg, Mastiff 70-90 kg arasındadır.

Yeni Doğmuş Enik

Yavrular genellikle 500-600 gr arasında doğarlar. Bu ağırlık değeri, kancığın yaşı, ağırlığı, bir batında kaç yavru doğurduğu, doğum mevsimi, beslenme durumu, ilk defa kaç aylıkken gebe kaldığı ve erkeğin ağırlığı gibi faktörlere bağlı olarak değişir.
Ayakta duramadıklarından, boylarını tam ölçmek mümkün olmasa da, yeni doğduklarında genellikle 11-13 cm cidago (omuz) yüksekliğine ve baş hariç, göğüsten kuyruk sokumuna kadar 14-16 cm uzunluğa sahiptirler.

Dişi

Köy şartlarında yaklaşık 40-60 kg arasındadırlar. Cidago yüksekliği ortalama 65-75 cm civarındadır. Vücut uzunluğu 70-80 civarındadır. Özel bakımlı ve iyi ıslah edilmiş dişiler 75-80 kg ağırlığa ulaşabilir. Cidago yükseklikleri 90 cm yüksekliğe, vücut uzunluğu ise 100 cm civarına ulaşabilir.

Erkek

Köy şartlarında yaklaşık 50-70 kg arasındadırlar. Cidago yüksekliği ortalama 75-85 cm civarındadır. Vücut uzunluğu 80-90 civarındadır. Özel bakımlı ve iyi ıslah edilmiş erkekler 90-100 kg ağırlığa ulaşabilir. Cidago yükseklikleri 100 cm yüksekliğe, vücut uzunluğu ise 110 cm civarına varabilir.

ÜREME ÖZELLİKLERİ

Kangal Köpeği'nin erkek ve dişisi, ergin canlı ağırlığına 2 yaşında ulaşır. İlk yıl büyüme gayet hızlı olduğu halde, 2. yıl daha yavaştır. İlk yıl hayvan boylanır. 2.yıl hayvan enine genişler ve kalınlaşır.

Kızgınlık

Dişi köpek, iyi bir bakım ve beslemeye tabii tutulunca, 12 aylıkken kızgınlık göstermeye (kızan olmaya) başlar. Fakat anatomik yapısı 18 aylık, hatta yavaşlamak kaydıyla, 2 yaşına kadar devam ettiği için, dişi köpek 12 aylık iken çiftleştirilmez. 12 aylıkken çiftleştirmeye genetik de "sabit çevre faktörü" denir. Kangal'ın hem kendi, hem de yavrusunun ağırlığının düşük olmasına yol açar.
Kızgınlık gösteren dişi, anormal hareketler yapar, huzursuzdur. Bulunduğu mekandan dışarı çıkmak ister, kapılara, pencerelere tırmanır. Emirlere itaat etmez. Cinsiyet organı şişer, kızarır, önceleri sümüksü, saydam, daha sonra kırmızımtırak, özel kokulu bir akıntı gelir. "Feremon" denilen bu koku, erkek köpekleri çok uzaklardan cezp eder. Kızgınlık müddeti yaklaşık olarak 10-21 gün arasında sürer.

Çiftleştirme

Erkek köpek yabancıysa, birbirlerine alışmaları için, çiftleşmeden önceki birkaç gün yana konurlar. Kancık takip edilerek, kanlı akıntının gelmeye başladığı 10. günden sonra çiftleştirilir.
Kangal'lar, mecbur kalmadıkça kardeş, kardeş ile çiftleşmez. Ancak; çiftleşecek başka eş bulamadıkları takdirde, içgüdüsel olarak neslini devam ettirme arzusuyla, kardeşler arasında çiftleşme görülür.
Çiftleştirme için, gözden uzak mekanlar veya gece vaktini seçerler. Çiftleştirme yaklaşık 15-30 dakika sürer. Erkeğin cinsel organın orta kısmı şişkindir. Tam onun karşısına gelen yerde, dişinin cinsel organının (vajina) orta yerinde de bir girinti vardır. Çiftleşme anında, bu girinti ve çıkıntı, birbirine geçtiği için, erkek köpek boşaldıktan sonra, cinsel organını geri çekemez. Geri çekmesi için, ereksiyonun bitmesi, yani erkek cinsel organının inmesi gerekir.
Sık, sık, bazen sokak köpekleri sokak ortasında çiftleşirken, öylece birbirlerine bağlı olarak kalırlar. Bunu gören bazı haylaz çocuklar, birbirinin üstündeki köpekleri huzursuz eder, bazen döverler. Bu çok yanlıştır, çünkü diğer bir çok canlıdan farklı olarak, erkek köpeğin cinsel organının içinde, "Os penis" adı verilen uzun bir kemik bulunur. Çocukların bu tip kötü muamelesi esnasında ayrılmak isteyen erkek köpeklerin, sık sık cinsel organında ki kemik kırılır.
Bu durum erkek köpek için çok ızdırap vericidir. Tekrar bir daha çiftleşmek istese de, yapamaz. Böyle bir durum görülünce, muhakkak çocuklara müdahale edilmelidir. Eğer böyle bir olay, yetiştiricinin kendi damızlık erkek köpeğinin başına gelirse, korkmaya mahal yoktur. Çünkü bir veteriner hekim tarafından gerekli tedavi sağlanabilir. Erkek cinsel organı alçıya alınarak, bu kemiğin tekrar kaynaması sağlanır.
Eğer çiftleşme esnasında, kancık gebe kaldıysa, sakinleşir ve erkeğin mükerrer çiftleşmelerine müsaade etmez. Dişinin gebe kalıp, kalmadığı, pratik olarak sakinlik durumundan anlaşılabilir.

Döl Tutmama (İnfertility)

Hayvancılıkta en önemli verim, döl verimidir. Önem bakımından, et, süt, yumurta, iş gibi bütün verimlerden önce gelir. Çünkü hayvanlardan döl alamazsak, nesillerini devam ettiremeyiz. Döl tutmama hadisesi, bazen Kangal Köpeği'nde de vuku bulmaktadır. Bunun sebepleri önce ikiye ayrılır:
Genotipten kaynaklanan sebepler: Burada kalıtsal bazı rahatsızlıklar söz konusudur. Bunlar Agenesis, Hipoplazmik ovariumlar, Hermafrodizm ve Oviductun aplazisi olabilir.
Çevre şartlarının olumsuzluğundan kaynaklanan sebepler: Bu ise kendi içinde 3 gruba ayrılır: Dişi köpekten kaynaklanan, erkek köpekten kaynaklanan ve bakıcı veya köpeğin sahibinden kaynaklanan sebeplerdir.
Dişi köpekten kaynaklana sebepler; üreme organlarında anatomik bozukluklar, Anöstrus, Kistik ovariumlar, Genital kanalın fonksiyonel ve enfeksiyoz bozuklukları gibi sebepler olabilir. Bunlar da kendi içlerinde gruplara ayrılmaktadırlar fakat, fazla detaya girilmeyecektir. Mesela Genital kanalın fonksiyonel ve enfeksiyoz bozuklukları kendi içinde; Ovarium, Oviduct, Uterus, Cervix uteri, Vagina ve Vulva ile ilgili bozukluklar olmak üzere kısımlara ayrılabilir.
Erkek köpekten kaynaklanan sebepler; libido (cinsel istek) eksikliği veya yokluğu, aşımda yetersizlikler, boşalmanın gerçekleşmemesi ve dölleme yetersizliği gibi faktörler rol oynayabilir.
Bakıcı veya köpeğin sahibinden kaynaklanan sebepler; yağ ve karbonhidrat ağırlıklı yanlış bir beslenme rejimi uygulayarak, dişi köpeğin yumurtalıklarının yağlanmasına yol açmak, serbest çiftleştirme uygulanmıyorsa, aşım zamanını iyi tespit edememek ve asgari yetiştirme şartlarını (beslenme, bakım, barınma, hijyenik şartlar gibi) sağlayamamak örnek verilebilir.

Doğum

Doğum yapacağı bölmede bulunan dişi, doğuma az bir zaman kala, gayet huysuzlaşır. İlk defa doğum yapacak dişilerin, insanlara saldırdığı bile olur. Bunun için yalnız bırakılması uygun olur. Eğer köy yerinde bir kancık ise, kendine sakin bir yer bulur, toprağı içine gireceği biçimde, çukur şeklinde kazar. Telaşla dolaşıp, geri çukura döner. Bu belirtilerin görülmesinden yaklaşık 2-3 saat sonra doğum gerçekleşir.
Doğum genellikle rahat geçer, dışarıdan müdahaleyi gerektirmez. Yavrular, zar şeklinde ve içi jöle kıvamında bir sıvı ile kesenin (plasenta) içinde, ortalama yarımşar saat ara ile doğar. İlkine doğuran kancık bile, içgüdüsel olarak keseyi yırtar, göbek kordonunu dişleri ile koparır, yavruyu yalayarak temizler ve kurutur.
Dişi, yavrulardan arta kalan keseyi (son, eş) yer, çünkü bol proteinli bir besindir anne için. Doğan eniklerin gözü kapalıdır. 9-10 günlükken aralanır, 12-14 günlükken tamamen açılırlar.
Eniklerin göbek kordonlarından arta kalan parçalar, kurur ve bir hafta içinde kendilinden düşer. Eğer doğumu müteakip, anneyi atlatıp, yavruların yanına yaklaşılabilirse, bütün eniklerin göbek kordonları, 1 parmak bırakılarak, temiz bir iple sıkıca bağlanmalıdır. Yoksa, bazı yavrular göbek kordonundan vücuda giren mikroplar nedeniyle, ölebilir.
Doğumu müteakip geçen 3-5 gün, anne çok kıskanç olur ve yavrulara genellikle kimseyi yaklaştırmaz. Bunu zorlayarak, yeni doğum yapmış, yorgun anneyi yormamak gerekir.
Bilhassa Kangal ilçesi ve köylerinde, yazın doğan "Yaz enikleri", kışın doğan "Kış eniklerine" nazaran daha üstün tutulmaktadır. Her iki mevsimde doğan hayvanlarda genotip olarak fazla bir fark yoktur. Bunun sebebi; kışın kancığın fazla sütü olmaz. Enikler iyi beslenemez. Ayrıca köy şartlarında, soğuk yerlerde barınan eniklerde telefat çok olur. Bundan dolayı, Kangal ilçesinden enik temin edecek yetiştiriciler ve meraklıkların, kış eniklerini tercih etmesi tavsiye edilir. Yazın bir eniğe 500 dolar talep edildiği halde, kışın aynı kancığın aynı babadan olma enikleri bedavaya alınabilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Gönder